• Yaz_400_TL
  • aviation
  • LYS-5
  • DIALOGUE_Club
  • proficiency
  • Junior_2016_Eylul
Menü

İngilizce Kursu Seçerken Tavsiyeler

İngilizce öğrenmek şart oldu ama nasıl öğreneceğimi bilmiyorum... Bir İngilizce kursuna gitsem ama hangisine; en çok reklam yapana mı ya da en az şikayet duyulana mı? Türk öğretmen mi daha iyi öğretir, yabancı öğretmen mi? Yurtdışına gitmeden öğrenemez miyim? Tüm sorularınızın cevapları ve İngilizce kursu tavsiyelerimiz burada...
Cevabını görmek istediğiniz soruyu tıklayın.

Hangi yabancı dili öğrenmeliyim?

Dünyanın ortak dili olan İngilizceyi listenin en başına koymak yanlış olmayacaktır. “Yabancı dil” dendiğinde çoğumuzun aklına İngilizce geldiğinden buradan sonraki örneklerimizi İngilizce üzerinden vereceğiz.

Birçok iş kolunda ihtiyaç duyulan Almanca, Türkiye’de en çok ihtiyaç duyulan ikinci yabancı dil olmaktadır. İngilizce ve Almancayı, Rusça, İspanyolca, Çince gibi diller izlemektedir.

Nasıl İngilizce öğrenebilirim?

Nasıl ki hastalandığınızda bir doktora gidiyor ve onun belirteceği tedaviyi uyguluyorsanız, İngilizce öğrenmek için profesyonel yardım alacağınız bir İngilizce kursuna gitmek en doğru davranış olacaktır. Yabancı dil kursuna gitmeden kişisel çabayla da yabancı dil öğrenilebilir fakat bunun hiç de kolay olmayacağını tahmin edebilirsiniz.

Yabancı dil öğrenme işi, hiç bilmediğiniz bir ormanda yolculuğa çıkmak gibidir. Bu yolculukta kaybolmamak ve yolculuğunuzu en kestirme yollardan tamamlamak için bir rehbere ihtiyacınız olacaktır. Rehberiniz, yani öğretmeniniz, hedefe ulaşmanız için size kılavuzluk yapacaktır. Fakat hiçbir rehber, yolcusunu sırtında taşımaz; bu yolu yürüme görevi yolcunun, yani öğrencinindir. Dolayısıyla yabancı dil öğrenme sürecinde öğrencilik görevlerinizi yerine getirmeniz şarttır.

Bir İngilizce kursu seçerken nasıl karar vermeliyim?

Dil öğrenme yolculuğundaki rehberiniz ne kadar iyiyse hedefinize o kadar rahat bir şekilde ulaşırsınız; bu yüzden dil kursu seçerken titiz davranmanız gerekmektedir. Bu konuda çevrenizdeki insanların tecrübelerinden faydalanıp onların tavsiyelerini dinleyebilirsiniz. İnternetteki forumlarda ve şikayet sitelerinde yazılanlar da başka insanların tecrübeleriyle ilgili size fikir verecektir. Aşağıdaki soruların cevapları da karar aşamasında size yardımcı olacaktır.

İngilizce’yi ne kadar zamanda öğrenebilirim?

Kendi ana dilimizde bile hata yapabilirken sonradan öğrendiğimiz yabancı bir dili tamamen öğreneceğimizi düşünmek fazla büyük bir beklenti olacaktır. Fakat bu dili çok iyi düzeyde kullanacağımız seviyelere gelmek hiç zor değildir. Ne kadar çabuk öğreneceğinizi aslında siz belirleyeceksiniz; bu dili öğrenmek için ne kadar zaman ayırır ve ne kadar emek harcarsanız o kadar hızlı ilerlersiniz.

Okul hayatımda yıllarca İngilizce dersi gördüğüm halde neden öğrenemedim?

Ne yazık ki eğitim sistemimizde öğrenciler öğrenmek için değil, sınıf geçmek için çalışmaktadırlar. Ders çalışmanın sadece ödev yapmaktan ibaret olduğunu düşünmekte, sınav öncesindeki yoğun çalışmayla sınıf geçmektedirler. Tüm dersler için yanlış olan bu çalışma sistemi özellikle yabancı dil derslerinde yanlışlığını daha da fazla göstermektedir. Çünkü yabancı dil öğrenimi kesinlikle düzenli bir çalışma gerektirir.

Örnek verecek olursak, yabancı dil öğrenirken yapılması gereken çalışmalardan birisi de kelime öğrenmektir. Her gün ortalama on kelime öğrenmeniz gerekiyorsa bu sizi çok zorlamayacaktır. Fakat bu çalışmayı birkaç gün aksattığınızda öğrenmeniz gereken kelime sayısı artacak ve bir günde öğrenilmesi imkansız hale gelecektir. Sadece kelime öğrenme boyutundan baktığımızda bile yabancı dil öğrenme sürecinde düzenli çalışmanın önemi anlaşılmaktadır.

Anlıyorum ama konuşamıyorum = Ehliyetim var ama şoförlüğüm yok…

Bu cümleyi duyduğumuz kişilere baktığımızda genellikle yanlış öğrencilik alışkanlıklarını devam ettirdiklerini, yani sorumluluklarının yalnızca ödev yapmaktan ibaret olduğunu düşünerek yabancı dil öğrenmeye çalıştıklarını görüyoruz.

İyi bir sürücü olabilmek için sürücü kursuna gidip sürücü belgesi sahibi olmak tek başına yeterli değildir, her fırsatta direksiyon başında pratik yapmanız gerekir. Yabancı dil öğrenirken de bu dili kullanacağınız her fırsatı değerlendirmeniz, hatta fırsat üretme çabasında olmanız gerekir.

Biraz kelime ve biraz da gramer öğrenirsem yeter mi?

Öğrencilerde gördüğümüz en büyük yanlışlık yabancı dil öğrenme sürecinin yalnızca kelime ve gramer öğrenmekten oluştuğunu düşünmeleridir. Hatta bazı öğrenciler gramerdeki zamanları (tense) öğrenerek bu işi halledebileceklerini düşünürler.

Bir dili oluşturan unsurlar okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerileridir. Bir masanın dört bacağına benzeyen bu dört becerinin mümkün olduğunca eşit düzeyde ilerlemesi gerekir. Bu dört beceriyi yerine getirmek için zengin bir kelime dağarcığına ve iyi bir gramer bilgisine sahip olmanız tek başına yeterli değildir.

Yabancı dili insan vücuduna benzetirsek gramer bilgimiz bu vücudun iskeletini oluşturacak, zamanlar (tense) ise iskelet içindeki omurga olacaktır. Omurga olmadan iskelet ayakta durmayacağı gibi, o iskelet olmadan da vücut ayakta durmaz... Kelime dağarcığımızı vücudumuzdaki kana benzetirsek, ne kadar çok kelime biliyorsak o kadar canlı bir vücuda sahip olacağımızı düşünebiliriz. Oysa ki vücut sadece iskelet ya da kan dokudan ibaret değildir, bütün organlar bir araya geldiğinde vücut can bulur.

Yabancı dil öğrenmek, bir ifadenin karşı dilde nasıl söyleneceğini öğrenmektir. İngilizceden örnek verecek olursak “Ben kızgınım” cümlesinin İngilizcede “I am angry” olarak söylendiğini birçok insan bilir. Fakat aynı cümleyi biraz daha zorlaştırıp “Ben sana kızgınım” demek istediğimizde çoğumuz zorlanırız, çünkü daha önce böyle bir ifadeyle karşılaşmamışızdır. Türkçe düşünüp “sana” parçasını doğrudan tercüme ederek “to you”şeklinde söylemeye ve “I am angry to you” cümlesini kurmaya yöneliriz. Oysa ki bu cümlenin İngilizcedeki tam karşılığı “I am angry with you”dur. Bu cümleyle ilk defa karşılaşanlar, “with” kelimesinin sözlükteki ilk karşılığı olan “ile, birlikte” anlamına takılmakta ve bu cümlenin “Ben seninle kızgınım“ anlamına geldiğini düşünerek yadırgamaktadırlar.

“Bilmek” ile “kullanabilmek” farklı şeylerdir. Örneğin yeni bir kelime öğrendiğinizde o kelimenin sadece anlamını bilmeniz yetmez, o kelimenin cümle içinde nasıl kullanılacağını da bilmeniz gerekir. Herkes arabadaki pedalların ve direksiyonun ne işe yaradığını bilir fakat herkes araba kullanamaz; iyi bir sürücü olmak için o arabayı kullanmanız gerekir ve kat ettiğiniz kilometre oranında iyi bir sürücü olursunuz. Yabancı dil öğrenimi de bunun gibidir, bu dil için harcayacağınız her saniye sizi bir adım daha ileriye götürecektir. Öğretmeninizin anlattıklarını çok iyi anlamış olmak tek başına yeterli değildir, öğrenilenleri her fırsatta kullanma gayretinde olmanız gerekir.

Kelime çalışmasını nasıl yapabilirim?

Başlangıçta öğrenmeniz gereken kelime sayısı fazla olacak, bu sayı zamanla azalacaktır. Kelime dağarcığınız yetersiz olduğunda, konu anlatılırken verilen örnek cümleleri anlamayacak, dolayısıyla konuyu anlamayacaksınız; bu yüzden başlangıçta kelime öğrenmeye öncelik vermeniz gerekecektir.

Kelimeleri sadece Türkçe karşılığıyla değil, cümle içinde kullanarak öğrenmeye çalışın. Kelimeyi öğrenmek için kullanacağınız örnek cümle, bu kelimenin anlamını hatırlatan basit bir cümle olmalı ve öğrenmek istediğiniz kelimenin altı çizili olmalıdır.

Kelime öğrenimi için ders defterinizin dışında ayrıca bir kelime defteri tutmanızı ve bu defterinizi fihrist gibi alfabetik ayırmadan ilk sayfadan itibaren doldurmaya başlamanızı tavsiye ediyoruz; böylece zaman içindeki ilerlemenizi görmeniz mümkün olacaktır. Bazı dillerde kelimeler yazıldığı gibi okunmadığından buraya ekleyeceğiniz yeni kelimelerin yanına okunuşlarını kendi anlayacağınız şekilde yazmanız faydalı olabilir. Çok gerekli olmadıkça kelimenin Türkçe karşılığının yazılmasını tavsiye etmiyoruz, çünkü bu kelimeyi öğrenmek için Türkçe karşılığını değil örnek cümleyi kullanacaksınız.

Asıl kelime çalışması bu noktadan sonra başlayacaktır. Kelime defterinize yazdığınız bu örnek cümleleri küçük bir kağıda aktarın ve cebinize koyun. Bu kağıdı gün içinde her fırsatta çıkarıp okuyun; sabah otobüste işe ya da okula giderken, çay molasında çayınızı yudumlarken, bir randevuya gittiğinizde görüşme sıranızı beklerken… Her defasında birkaç defa okuyun fakat Türkçesini düşünmeden zihninizde canlandırın. Her gün bu şekilde 10 kelime öğrenmeniz, 10 tane de cümle öğrenmeniz anlamına gelecektir. Bu çalışmayı bir yıl boyunca devam ettirmeniz halinde 3.600 kelime ve dolayısıyla 3.600 cümle öğrenmiş olursunuz ki bu bilgiyi küçümsemek mümkün değildir.

Türkçe düşünmeyin!

Kelimeleri ya da cümleleri mümkün olduğunca Türkçesini düşünmeden, zihninizde canlandırarak öğrenmeye çalışın. Bir cümle hangi dilde söylenirse söylensin zihnimizde resimler oluşturuyor ve biz o resimlerle algılıyoruz. Dolayısıyla yabancı dildeki bir cümle ya da kelimeyi Türkçesini düşünmeden anlamanız mümkündür. Türkçe düşünmeye devam etmek sizi yavaşlatacak, yabancı dil içinde düşünme alışkanlığı kazanmanızı engelleyecektir.

Okumanın nasıl bir faydası olur?

Yabancı dil öğrenme sürecini tek başına ders kitapları ve öğretmenle sınırlandırmak yanlıştır, farklı çalışmalarla bu süreci desteklemek gerekir. Bu çalışmaların başında bolca kitap okumak gelmektedir. Öğrenmek istediğiniz dilde yazılmış kitapları, dergileri, gazeteleri, internet sayfalarını okuduğunuzda bolca örnek cümleyle karşılaşacaksınız. Karşılaştığınız bu cümleler zamanla sizin bir parçanız haline gelecek ve siz de bu şekilde konuşup yazmaya başlayacaksınız. Çünkü girdi (input) ne ise çıktı (output) da odur. Cep telefonu ya da internet gibi dijital ortamlarda sürekli kısa mesaj alıp gönderen kişilerin, ifadeleri kısaltarak yazma alışkanlığının zamanla günlük normal yazışmalarına yansımasını bu duruma örnek olarak gösterebiliriz.

Okuyacağınız kitaplar sizin için en önemli girdi (input) kaynağıdır, okumaya basit hikaye kitaplarından başlayabilirsiniz. Hatta bu okuma çalışmasının bir kısmını sesli okuma şeklinde yapmanız halinde hem okuma, hem konuşma hem de dinleme çalışmalarını aynı anda yapmış olacaksınız: Gözünüzün okuduğunu ağzınız söyleyecek, ağzınızın konuştuğunu ise kulağınız dinleyecektir. Bunu yaparken, kameraların karşısında akşam ana haber bültenini okuyan spiker olduğunuzu düşünerek mümkün olduğunca en doğru şekilde okumaya çalışmanız daha iyi netice verecektir.

Faydası olacak başka neler yapabilirim?

Öğrenmeye çalıştığınız yabancı dilde günlük tutmanız, yazma becerinizi geliştirecek ve zaman içindeki gelişiminizi görmenizi sağlayacaktır.

Yolda yürürken geçen zamanı bile değerlendirebilirsiniz; sayıları öğrenmek için adımlarınızı sayabilir, arabaların plakalarındaki sayıları okuyabilirsiniz.

Yabancı müzik dinlemeyi seviyorsanız, dinlediğiniz şarkının sözlerini internette bulup siz de şarkıcıyla birlikte söyleyin. Her şarkıda birkaç cümle öğrendiğinizi göreceksiniz.

Yabancı film izlerken hem eğlenebilir hem de yabancı dil öğrenebilirsiniz. Örneğin İngilizce öğrenmek istiyorsanız İngilizce filmleri İngilizce altyazısıyla birlikte izleyin. Filmi izlerken arada durdurup notlar alın, bilmediğiniz kelimelerin anlamını sözlükten bulun, filmi geri alıp cümleleri tekrar edin. İlk başlarda filmin büyük bir kısmını anlamayacak fakat zamanla daha çok anladığınızı göreceksiniz.

Bir yanılgı: “Yurtdışına çıkmadan yabancı dil öğrenilmez!”

Kesinlikle hayır… Hiç yurtdışına çıkmadan çok iyi seviyede yabancı dil öğrenenler olduğu gibi, uzun süre yurtdışında kaldığı halde neredeyse hiçbir şey öğrenmeyen ya da sokakta duyduğu yanlış cümlelerle yabancı dil öğrendiğini düşünenlere rastlayabiliyoruz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi aslında iş öğrencinin kendisinde bitiyor. Önemli olan kendinize doğru bir rehber bulmanız ve rehberinizin gösterdiği şekilde bu yolda yürümeniz…

İmkanınız varsa yurtdışına çıkmanızın kesinlikle faydasını görürsünüz; öğrendiklerinizi pratiğe dökme imkanı bulursunuz, özgüveniniz artar. Bu noktada tavsiyemiz şudur: Türkiye’de öğrenebildiğiniz kadar öğrenin, yurtdışına gittiğinizde uygulamaya dökebileceğiniz birikiminiz olsun. Yurtdışına gittiğinizde ise Türkçe konuşulan ortamlardan uzak durun.

Vazgeçmeyin… İnatla, ısrarla yola devam edin…

Her işte olduğu gibi yabancı dil öğrenirken de vazgeçmemek önemlidir. Öğrenciler genelde sabırsız davranır ve öğrenmeye çalıştıkları dili çok kısa sürede kullanabilmeyi isterler. Gösterdiğiniz gayret oranında ilerleyecek, bu dili her geçen gün daha iyi kullandığınızı göreceksiniz. Kısa sürede ümitsizliğe kapılıp gereksiz yere teslim bayrağını açanlara rastlıyoruz. Siz en iyisi vazgeçmeyin… İnatla, ısrarla yola devam edin. Bir bebeğin koşabilmesi için önce emeklemeyi, sonra yürümeyi öğrenmesi gerekir. Sabrederseniz koşabildiğiniz günleri göreceksiniz.

İngilizce eğitiminde kaç seviye var?

Uluslararası programda İngilizce eğitimi 6 seviyede verilir:
    1. Beginner (Temel)
    2. Elementary (Başlangıç)
    3. Pre-Intermediate (Orta öncesi)
    4. Intermediate (Orta)
    5. Upper-Intermediate (Orta üstü)
    6. Advanced (İleri)

Beginner seviyesi hiç İngilizce bilmeyenler içindir. Latin alfabesinin kullanılmadığı ülkelerde genellikle uygulanır. Fakat Türkiye’de İngilizce kursuna gitmek isteyen kişilerin, birkaç cümleyle sınırlı bile olsa, bir miktar İngilizce bildikleri gözlemlenmektedir. Bu yüzden Türkiye’deki yabancı dil kursları genellikle doğrudan Elementary seviyesinden eğitim vermeye başlar, Beginner seviyesine ait bilgileri Elementary seviyesinin başında hızlıca özetlerler.

Her seviye kaç derste tamamlanır?

İngilizce kurslarında her seviye 70 ile 120 ders saati arası bir sürede tamamlanmaktadır. Alacağınız eğitim miktarı toplam ders sayısıyla doğrudan ilgili gibi görünse de diğer ayrıntıları gözden kaçırmamanız gerekir. Bir derste kaç dakika eğitim verildiği bu ayrıntıların başında yer alır. Ayrıca dil kursunun müfredatı, kullanılan ders materyali, yan uygulamaları gibi ayrıntılar da belirleyici unsurlardır.

Dersler kaç dakika?

Dil kursu arayışındakiler genellikle bir derste kaç dakika eğitim verildiği ayrıntısını gözden kaçırırlar. Dil kurslarında dersler 40 ile 50 dakika arası eğitimden oluşur. İlk bakışta önemsiz bir ayrıntı olduğu düşünülse de her derste 5-10 dakikalık küçük farklar, toplamda ciddi rakamlara ulaşmaktadır:

Örnek 1:
Her seviyede 96 ders eğitim sunan iki dil kursundan birisinin dersleri 40 dakika, diğerinin dersleri ise 50 dakika olsun. İki dil kursunun ders süreleri arasındaki 10’ar dakikalık fark toplamda şöyle olacaktır:
    (10 dakika/ders) x (96 ders/seviye) x (5 seviye) = 4.800 dakika.
    4.800 dakikalık bu süre farkı 50 dakikalık derslere bölündüğünde 96 ders saatine, yani bir seviyeye karşılık gelecektir.

Örnek 2:
A dil kursu her seviyede 120 ders eğitim sunmakta ve diğer dil kurslarından daha fazla ders verdiğini ifade etmekte fakat dersler 40 dakika olarak uygulanmaktadır.
B dil kursu ise her seviyede 96 ders eğitim sunmakta fakat dersler 50 dakika olarak uygulanmaktadır.
    A dil kursunda 1 seviye: (40 dakika/ders) x (120 ders/seviye) = 4.800 dakika
    B dil kursunda 1 seviye: (50 dakika/ders) x (96 ders/seviye) = 4.800 dakika

Bu hesaba göre A dil kursu ile B dil aynı miktarda eğitim sunmaktadır. Bu noktada gözden kaçan başka bir teknik ayrıntı önem kazanmaktadır: A dil kursunda sınıflar 16 öğrenciden oluşmakta, daha az öğrenci olması halinde ders saatinde eksiltme yapılmaktadır. B dil kursunda ise sınıflar 8-14 öğrenciden oluşmaktadır. Bu durumda B dil kursu daha avantajlı olmaktadır.

Ders kitapları ücretsiz mi?

Doğrudan maliyeti olan ders kitaplarını “ücretsiz” vermenin mümkün olmayacağını, kitap ücretlerinin dolaylı olarak kurs ücretlerine yansıtılacağını tahmin edebilirsiniz.

Ders kitaplarını ücretsiz veren bazı kurslarda öğrenciler kurstan ayrılmak istediklerinde fahiş fiyattan kitap ücreti ödemek zorunda kalabilmektedirler.

Bazı kurslarda ise, kitap maliyetini düşürmek için, güncel eğitim tekniklerinin gerisinde kalmış, ömrünü doldurmuş ve dolayısıyla ucuzlamış kitapların tercih edildiğini ya da nadiren de olsa yasal olmayan korsan baskı kitapların verildiğini görebilmekteyiz.

KUR ne demek? SEVİYE ne demek?

İngilizce “course” kelimesinin Türkçeye uyarlaması olan “kur” ifadesi, dil kursunun eğitim basamaklarını göstermek için kullanılır. Standardı olmayan “kur” uygulaması eğitim kurumları arasında değişkenlik gösterebilmektedir.

Bir dil kursunda her seviye 2 kura bölünmekte ve her kurda 48 ders olan 12 kurluk eğitim sistemi uygulanmaktadır. Başka bir dil kursunda ise seviyeler bölünmemekte, her kurda 96 ders olan 6 kurluk eğitim sistemi uygulanmaktadır. Dolayısıyla bir dil kursunda bir kur eğitim almakla başka bir dil kursunda bir kur eğitim almak aynı şey olmayabilir.

“Seviye” ifadesi ise İngilizce “level” kelimesinin Türkçedeki karşılığıdır. Yukarıda sorularda bahsedildiği gibi belli bir standardı vardır. Bir dil kursunda tamamlanan Elementary seviyesi, başka bir dil kursunda aynı karşılığı bulacaktır.

2 + 1 kampanyalarında iki kur kayıt olana üçüncü kur “ücret-SİZ” mi?

Maliyeti olan bir ürünü ücretsiz vermenin mümkün olmayacağını belirtmiştik. Öğrenciyi uzun süreli kayıt olmaya zorlayan bu pazarlama tekniğine kısaca “ücret-SİZ” demek gerekir.

Bu pazarlama tekniğinde öğrenciye söylenenleri şöyle özetleyebiliriz: “Bak arkadaşım... 1 kur eğitimin ücreti 1.200 TL... Fakat 2 kur kayıt olursan üçüncü kuru hediye ediyoruz. Yani ortalamada bir kur ücreti 800 TL’ye gelir, avantaj kazanırsın...”

Zaten uzun süreli eğitim alma niyetinde olan öğrenciye bu teklif cazip gelir ve kayıt olur… Fakat ilerleyen aylarda eğitime devam edemez ve birinci kurun sonunda kurstan ayrılmak isterse ödemesi gereken meblağ 1.200 TL olacaktır. İkinci kurun sonunda ayrılması gerekiyorsa ödemesi gereken meblağ 2.400 TL, yani ücretin tamamıdır. Zaten hediye olan üçüncü kurla ilgili herhangi bir talepte bulunma hakkı yoktur.

Sonraki kurlara devam edemezsem ne olur?

İlerleyen zamanlarda durumunuzda değişme olabileceği ve derslere devam edemeyebileceğiniz ihtimalini unutmayın. Bazı dil kursları her kur sonunda iptal hakkı vermektedirler. Burada dikkat edilmesi gereken konu, daha önce bahsedildiği gibi, 2+1 kampanyalarıdır. Çünkü uzun süreli eğitim alma niyetiyle 2+1 kampanyası kapsamında kayıt yaptıran öğrenciler eğitimi tamamlamadan ayrılmak istediklerinde ekonomik zarara uğramaktadırlar.

Bazı kurslar ise, birden fazla seviye için kayıt yaptıran öğrencilere belirli indirimler uygulamaktadır. Bu kurslar, her seviyenin ücreti bağımsız olarak ele alındığından, daha avantajlı olmaktadırlar.

Sınıf, söz verilen tarihte başlar mı?

İnternetteki şikayet sitelerinde bu konuda fazlaca şikayete rastlanmaktadır. Genelde yazılanlar şöyle olmaktadır: “Benimle çok güzel ilgilendiler… İkna oldum… Bir hafta sonra sınıfın başlayacağını ve sınıf dolmadan kayıt olmam gerektiğini söylediler. Kayıt oldum. Sözde bir hafta sonra sınıf başlayacaktı… Haftalar geçti, hala sınıf başlamadı… Ne sınıfı başlatıyorlar, ne de kaydımı iptal ediyorlar!”

Yeterli öğrenci sayısına ulaşmamış ve zarar edecek bir sınıfı başlatmasını dil kursundan istemek haksızlıktır. Benzer şekilde, bir türlü başlamayan bir sınıfın öğrencilerini zorla bekletmek de haksızlık olacaktır. Böyle bir durumda kayıt iptal hakkınızın olup olmadığını ayrıntısıyla öğrenin, eğer bu hak verilmiş ise bunun sözleşme maddeleri arasında bulunmasına dikkat edin. Bazı dil kursları, sınıf başlayıncaya kadar iptal hakkı vermekte ve yapılmış ödemeleri kesintisiz iade etmektedir.

Eğitimi beğenmezsem ne olur?

Bazı kurslar ise, en iyi öğretmenleriyle, öğrenci adaylarına birkaç saat deneme dersi sunmaktadır. Şov amaçlı deneme derslerinin ardından kayıt yaptıran öğrenciler, başka bir öğretmenle eğitime başlamakta fakat eğitimden memnun kalmamaları halinde kayıt iptal hakları bulunmamaktadır.

Bazı dil kursları, eğitimin birinci haftasında iptal hakkı sunmaktadırlar. Bunun sözleşme maddeleri arasında bulunmasına dikkat edin.

Dil kursunun idarecileri öğretmen olmak zorunda mı?

Resmi olarak dil kurslarının idarecilerinin öğretmen olmaları zorunlu değildir, herhangi bir branştan lisans mezunu olmaları yeterlidir. Eğitimcilerin kontrolündeki kurumları tercih etmeniz sizin menfaatinize olacaktır. Diş tedavisi için bir diş hekimine gitmeyi tercih edersiniz, kalp cerrahına değil…

Türk öğretmenlerin özellikleri neler olmalı?

Yabancı dil eğitimi veren Türk öğretmenlerin kendi branşlarında üniversite eğitimi almış olmaları şarttır. Üniversitelerin İngiliz Dili Edebiyatı, Amerikan Kültürü Edebiyatı ya da Mütercim Tercümanlık bölümlerinden mezun olanlar, formasyon dersleri alarak İngilizce öğretmenliği yapabilmektedirler. Fakat eğitim fakültelerinin İngilizce öğretmenliği bölümlerinden mezun olan öğretmenler daha başarılı olmaktadırlar. İngilizce öğretmenliği bölümlerindeki öğretmen adayları İngilizce öğretim teknikleri ile donatılmaktadır. İngilizce öğretmenliği dışında benzer başka bölümlerde okuyanlar ise bireysel yeteneklerinin yanına yoğun çaba ekleyerek başarılı bir öğretmen olabilirler.

Dil kurslarındaki sınıflar çoğu zaman farklı yaşlarda, farklı eğitim düzeyinde, farklı sosyal çevrelerden gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Homojen olmayan bu tür sınıflarda ders verecek olan öğretmenlerin, standartların üzerinde bir öğretmen olmaları gerekmektedir.

Yabancı öğretmenlerin özellikleri neler olmalı?

İngilizce üzerinden örnek verirsek, yabancı öğretmenlerde aramanız gereken özellikler şunlar olabilir:

Anadili İngilizce olmalı: Bazen farklı ülkelerden gelen ve kendi ülkesinde İngilizce öğretmenliği eğitimi almış fakat ana dili İngilizce olmayan kişilerin yabancı öğretmen olarak görevlendirildiği görülebilmektedir. Aslında bu kişi “yabancı” ve “öğretmen”dir; fakat “yabancı öğretmen” değildir. “Yabancı öğretmen” ile kastedilen, anadili İngilizce olan ve öğretmenliği meslek olarak seçmiş olan kişidir.

Eğitmen olmalı: Yalnızca “yabancı” olmamalı… Bir dili “bilmek” ile “öğretebilmek” farklı şeylerdir. Bu dili ana dili olarak kullanıyor olması, öğretebilmesi için yeterli değildir; bu dilin nasıl öğretileceği konusunda eğitim almış olması gerekir. Anadili İngilizce olan kişilerin bu konuda eğitim alabileceği TEFL, CELTA vb. dünya çapında geçerli sertifika kursları bulunmaktadır.

Üniversite mezunu olmalı: Öğretmeninizin üniversite mezunu olmasını sanırım siz de istersiniz.

Yalnızca yazılı sınavla seviye belirlemek mümkün mü?

Yabancı dil dendiğinde aklımıza daha önce bahsettiğimiz “okuma, yazma, konuşma ve dinleme” becerileri gelmektedir. Tek başına yazılı sınavla öğrencinin yabancı dil bilgi seviyesini ölçmek yeterli olmayacak, sözlü sınav da uygulamak gerekecektir.

Seviye belirleme sırasında öğrencinin geçmişte bu dil ile ilgili ne tür çalışmalar yaptığı ve benzeri bilgilerin de öğrenilmesi seviyenin doğru olarak belirlenmesinde yardımcı olacaktır.

Başarısız olursam ne olur?

Neredeyse tüm dil kursları başarısız olan öğrencilerine, belirli şartlar dahilinde ücretsiz tekrar imkanı sunmaktadır: Öğrencinin belirli bir devamsızlık oranını aşmamış, ödevlerini belirli oranda yapmış olması vb… Kaliteli eğitim sunan dil kursları, öğrencinin durumunun iyi olmaması halinde, seviye sonunu beklemeden müdahale eder ve öğrenciyi daha gerideki sınıflara yönlendirerek başarılı olmalarını sağlarlar.

Ücretsiz aktiviteler gerçekten ücretsiz mi?

Neredeyse tüm dil kurslarında ücretsiz aktiviteler mevcuttur: Sinema saatleri, pratiği geliştirmeye yönelik konuşma saatleri kelime ve gramer bilgisini geliştirmeyi hedefleyen aktiviteler, ders kitaplarının dışında hikaye kitaplarının temin edileceği kitaplık hizmeti vb…

Burada dikkat edilmesi gereken konu şudur: “Ücretsiz” olarak bahsedilen bu aktiviteler, bazı dil kurslarının fiyat listelerinde hesaba katılmakta ve ders ücreti düşük gösterilebilmektedir. Örnek olarak bir dil kursu bir seviyede 120 saat eğitim sunmakta ve bunun karşılığında 1.200 TL ücret talep etmekte, dolayısıyla bir ders ücreti 10 TL olmaktadır. Fakat fiyat listesinde, sınıf eğitiminin yanında 40 saatlik ücretsiz aktiviteler de dahil edilerek 120+40 saat olarak gösterilmekte ve ders ücreti 7,5 TL olarak belirtilerek öğrenci yanıltılmaktadır.

Ücretsiz ek dersler gerçekten yapılıyor mu?

Genellikle dil kursları, ders kaçıran ya da anlamadığı konular olan öğrencilerin başka sınıflara katılmalarını sağlayarak telafi imkanı sunmaktadırlar. Bazı dil kursları, bunun da ötesinde, öğrencilerine birebir özel ders şeklinde ek ders imkanı sunmaktadırlar.

Sınıflarda kaç öğrenci olmalı?

Yabancı dil öğrenirken sınıf mevcudunun 8-14 öğrenci aralığında olması sağlıklı olanıdır. Öğrenci sayısının çok fazla olması halinde her öğrenciye düşen uygulama süresi küçüleceği gibi, az sayıda öğrenci olması halinde de dil eğitiminde kullanılan bazı sınıf aktiviteleri yapılamaz, ders monotonlaşmaya başlar ve istenilen faydayı sağlamaz.

Ücretleri nasıl kıyaslayabilirim?

Kur ve seviye ifadelerinin arasındaki farkı önceki bölümlerde anlatmıştık. Kur fiyatları üzerinden yapılacak kıyaslama yanıltıcı olabilir. Ücretleri kıyaslarken şu noktaları dikkate almanız gerekmektedir:
- Bir seviyede kaç ders eğitim veriliyor?
- Her ders kaç dakika eğitimden oluşuyor?
- Kayıt iptali, kayıt dondurma vb. konularda uygulama nasıl?
- Ek imkanlar neler?

Toplam ücreti etkileyen faktörler genelde şunlardır:
- Alacağınız Eğitimin Türü: Başlangıç seviyesi, ileri seviye ya da özel içerikli bir eğitim olması vb.
- Ödeme Şekli: Peşin ya da taksitli ödeme vb.
- Ödeme Takvimi: Kısa vadede ya da uzun vadede ödeme vb.
- Eğitim Alacağınız Seans: Hafta içi, hafta sonu, gündüz ya da akşam saatleri vb.
- Öğretmen: Türk ya da yabancı öğretmen vb.

Bir ders saati ücreti üzerinden kıyas yapılması en sağlıklı olanıdır. Genel İngilizce derslerinden örnek verecek olursak, 8-14 öğrenciden oluşan sınıflarda ortalama ders ücreti 8-10 TL arasında değişmektedir. Normal şartlardaki sınıflarda bunun üzerindeki ücretlerin pahalı olduğunu düşünebilir, daha ucuz olması halinde ise kaliteden taviz verilmesi ihtimalini göz önünde bulundurabilirsiniz.

Bilgisayar ortamındaki eğitimlerle öğrenebilir miyim?

Dil, sosyal bir olgudur ve sosyal ortam içinde, yani sınıfta öğrenilmesi gerekir. Öğrenim aşamasında diğer öğrencilerle iletişim kurmayı ve uygulamalar yapmayı gerektirir. Tüm bunları bir bilgisayarla yapmak mümkün olmayacaktır.

Eğitim sürecinde öğretmenin önemini tartışmaya gerek yok. Öğretmeni tamamen ya da büyük oranda devre dışı bırakan bilgisayar merkezli ders sistemlerinin ne kadar başarılı olacağı tartışılabilir. Ne kadar başarılı bir sistem olursa olsun, öğrenci çoğu zaman bilgisayar karşısında yalnız kalacaktır. Yönlendirilmeye alışkın olan Türk öğrencisinin bu tür pasif ders sistemine ayak uydurmakta zorlanacağı kesindir. Bilgisayar ve diğer teknolojik gelişmeler öğretmeni destekleyici olmalı fakat öğretmenin yerini almamalıdır.

5 günde İngilizce öğrenmek mümkün mü?

“5 Günde İngilizce” türünden uygulamalar, günlük hayatta sıklıkla kullanılan ifadelerin, iyi organize edilmiş beş günlük yoğun tekrar çalışmalarıyla öğrenciye ezberletilmesi esasına dayanmaktadır. Bu çalışma sonucunda öğrenci, günlük iletişimini kurabilecek, temel ihtiyaçlarını giderebilecek ve özgüven kazanacaktır. Fakat normal kapasitedeki bir öğrencinin İngilizceyi iyi seviyede öğrenebilmesi için uzun süre emek harcaması gerekir.

Çocuğuma okulda sınav/anket uygulanmış, % 50 burs kazanmış…

Okullarda tanıtım amacıyla yapılan “sözde” seviye belirleme sınavları ya da anket çalışmalarının ilk amacı öğrencilerin iletişim bilgilerini toplamaktır. Böylece veliler telefonla aranır, öğrencinin çok başarılı olduğu ve indirim kazandığı ama indirimin sınırlı bir süre için geçerli olduğu ve hemen kayıt yaptırmaları gerektiği… gibi uzunca hikayeler anlatılır. Çocuğu ile ilgili güzel sözler duyan ebeveynler süslü kelimelerin büyüsüne kapılarak dinlemeye devam ederler. Aslında aynı sözler tüm öğrenciler için kullanılmıştır.

Gerçekte böyle bir başarı yoktur. Hatta böyle bir sınav ya da anket bile yoktur. Öğrencinin iletişim bilgilerine bir şekilde ulaşılmıştır. Şişirilmiş rakamlar üzerinden uygulanan “sözde” indirimli ücretler, aslında normalde olması gereken ücretlerdir.

Hatta, bazen bu kurumların tanıtım elemanları randevu alarak öğrencinin evine gider ve öğrencinin evinde kayıt işlemi yaparlar. Öğrenci ve velisi eğitim kurumunu hiç görmemiştir, nerede olduğunu bile bilmiyordur… Eğitim hizmeti sözleşmesinin, eğitimin verileceği kurumda imzalanması kanuni bir zorunluluktur, aksi halde bu sözleşme hükümsüzdür. Fakat bunun çözümü de sözleşme maddelerinin arasına sıkıştırılan bir maddeyle bulunmuştur: “Eğitimin verileceği dil kursunu gördüm”... Siz en iyisi karar vermeden önce iyice araştırın, duygusal davranıp aceleye getirmeyin.

Dil kurslarının tanıtım elemanları yüzünden sokakta yürüyemez olduk!

Her kurumun tanıtım yapma ihtiyacı ve hakkı vardır. Eğitim kurumlarının tanıtım faaliyetleri eğitim kurumlarına yakışır şekilde olmalıdır. İstanbul’un merkezi yerlerindeki bazı dil kurslarının tanıtım elemanlarının eğitim camiasına yakışmayan kılık-kıyafetleri, hal ve davranışları ne yazık ki diğer eğitim kurumlarına da olumsuz yansımaktadır. Bu tanıtım elemanlarının cadde üzerinde gelip geçenlere rahatsızlık veren hatta bazen sarkıntılığa varan davranışlarını sizlerin takdirinize bırakıyoruz.

Evlenip Almanya’ya gideceğim. A1 seviyesinde Almanca nasıl öğrenirim?

Evlilik ve benzeri nedenle uzun süreli Almanya vizesi almanız gerekiyorsa sizden A1 seviyesinde, yani günlük iletişiminizi kurabilecek düzeyde Almanca bilmeniz ve bunu belgelendirmeniz istenmektedir. Birkaç alternatif sınav merkezi bulunmasına rağmen bu konudaki sınavlar çoğunlukla Goethe Institut (Alman Kültür Merkezi) tarafından verilmektedir. Almancayı nerede ve nasıl öğrendiğinizin önemli olmayıp gireceğiniz sınavda yeterli puanı almanız yeterlidir.

“Aile Birleşimi” olarak da isimlendirilen bu sınavlara yönelik eğitimler, Genel Almanca eğitimlerinden farklıdır. Bazı dil kurslarında “Aile Birleşimi” öğrencileriyle Genel Almanca öğrencilerine aynı sınıflarda eğitim verildiğini görüyoruz. Bu tür karma sınıflarda eğitim alan öğrenciler A1 sınavlarında genellikle başarısız olmaktadırlar.

A1 seviyesinde Almanca öğrenebilmek için 80-120 saat arasında eğitim almanız gerekmekte, daha kısa süreli eğitimler çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Süreci hızlandırmak için özel ders almayı tercih edenlerin de genellikle istenilen başarıyı gösteremediklerini gözlemliyor, normal sınıf ortamındaki dersleri tavsiye ediyoruz. Almanca Aile Birleşimi Sınavı ile ilgili detaylı bilgi almak için Almanca Kursları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Burada cevabını bulamadığınız sorularınızı iletişim sayfamızdan bize iletebilirsiniz.
Öğrencilerimizden Yorumlar
zeynep_sude_bektas
arzu_bektas
button_previous
ceyda_yilmaz
DIALOGUE İngilizce ve Almanca Yabancı Dil Kursları'nın Bakırköy şubesinde eğitim görmekteyim. Dört kur aldığım yabancı dil kursunda ilgi-alakada, iletişimde ve eğitmen, eğitimlerle alakalı hiçbir sıkıntı yaşamadan verimli şekilde derslerimiz geçmektedir.
Başlarda çekindiğim, nasıl üstesinden gelip başaracağım dediğim zamanları geride bırakarak şimdi hocalarımın da desteği ile kendime olan güvenim yerine geldi ve aslında dil öğrenmediğimi, dil edindiğimi farkettim.
Sevgili Serkan Gülmez hocama ve DIALOGUE Dil Kursları Bakırköy Şubesine teşekkür ederim.
Ceyda YILMAZ (Üniversite Öğrencisi)
button_next
Referanslarımızdan Bazıları
İSTANBUL
BAKIRKÖY
Fahri Korutürk Cad. Yakut Sk. No:8
(212) 570 3060
bakirkoy@dialogue.com.tr
İSTANBUL
BAŞAKŞEHİR
5. Etap 2. Kısım Başakcenter AVM
(212) 217 3434
basaksehir@dialogue.com.tr
İSTANBUL
FATİH
Akdeniz Cad. No:69
(212) 621 7062
fatih@dialogue.com.tr
TÜRKİYE
KURUMSAL
Fahri Korutürk Cad. Yakut Sk. No:8
(212) 217 2222
kurumsal@dialogue.com.tr
Haritada görmek istediğiniz şubeyi tıklayın
chat CANLI DESTEK
Yeni Mesaj
-
Görüşme süresince site içinde gezinebilirsiniz.

Tüm Hakları Saklıdır. | Copyright© 2017 Dialogue İngilizce Almanca Yabancı Dil Kursları
comodo_SSL